Beş yaşındaki oğlunuz küçük kardeşini scooter'dan itiyor. On bir yaşındaki kızınız, arkadaşında yatıya kalmasına izin vermediğiniz için size "dünyanın en kötü annesi" diyor. On dört yaşındaki çocuğunuz kapıyı duvardaki çerçeveler sallanacak kadar sert çarpıyor. O anın sıcaklığında elimizde sadece iki seçenek varmış gibi gelir: Ya duyguya yükleniriz ("Sakın bana böyle sinirlenme") ya da duygu çok büyük diye davranışı görmezden geliriz. Oysa üçüncü bir yol var ve ebeveynlikteki en işe yarar fikirlerden biri: Her duyguya izin var, ama her davranışa değil.
Neden önemli
Çocuk psikoloğu Haim Ginott bu ilkeyi 1965 tarihli "Between Parent and Child" kitabının merkezine koydu; ilke daha sonra Adele Faber ile Elaine Mazlish'in çalışmalarına da yön verdi. Mantığı basit: Duygular seçim değildir. Öfke, kıskançlık, hayal kırıklığı ve korku hem çocuklarda hem yetişkinlerde kendiliğinden gelir. Davranış ise çocuğun yavaş yavaş kontrol etmeyi öğrenebileceği bir şeydir. Duyguyla eylemi aynı şeymiş gibi ele aldığımızda çocuklar ya iç dünyalarının tehlikeli olduğunu ya da güçlü duyguların her şeyi mazur gösterdiğini öğrenir.
Duygu koçluğu üzerine yapılan araştırmalar bu orta yolu destekliyor. Avustralya'da Sophie Havighurst ve ekibinin geliştirdiği Tuning in to Kids gibi programlar, ebeveynlere çocuğun duygusunu kabul edip adlandırırken davranışa net sınırlar koymayı öğretir. Çalışmalarda bu yaklaşımı öğrenen ebeveynler çocuklarının duygularını daha az geçiştirdi, çocuklarda da davranış sorunları azaldı. Amerikan Pediatri Akademisi de disiplin rehberinde benzer bir noktanın altını çizer: Çocuklar öz denetimi en iyi sert cezadan ya da utandırmaktan değil, sakin ve tutarlı sınırlardan ve sıcak ilişkilerden öğrenir.
"Böyle hissetmemelisin" denen bir çocuk yine de öyle hisseder; üstelik artık bunu ya saklamak ya da daha yüksek sesle kanıtlamak zorundadır. Ebeveyninden "Çok öfkelendiğini anlıyorum" sözünü duyan çocuğun ise kavga edecek bir sebebi eksilir.
Bugün deneyin
- Cümlenizi ikiye bölün. Önce duyguyu kabul edin, sonra davranışa sınır koyun: "Kardeşine çok kızdın. Ona vurmana izin vermeyeceğim." İki yarıyı da aynı sakin tonla söyleyin.
- "Ama" yerine "ve" kullanın. "Hayal kırıklığına uğradın ve cevap yine hayır" cümlesi duyguyu korur. "Ama" ise ilk yarıyı sessizce siler ve kabulü bir tuzağa çevirir.
- Sınırı sesinizle değil bedeninizle koruyun. İki çocuğun arasına geçin, kalkan eli nazikçe tutun, scooter'ı alıp rafa koyun. Daha az söz, daha çok sakin eylem.
- Duyguya güvenli bir çıkış yolu sunun. "Ayaklarını yere vurabilirsin, bu yastığı sıkabilirsin ya da ne kadar kızdığını bana en yüksek sesinle söyleyebilirsin." Büyük çocuklar koşmayı, odasında yüksek sesle müzik dinlemeyi ya da yazmayı tercih edebilir.
- Öğretmeyi sonraya bırakın. Ders, herkes sakinken akılda kalır: "Kardeşin scooter'ını yine kaparsa itmek yerine ne yapabilirsin?" Bunu birlikte planlayın; içine bir onarım da koyun, örneğin kardeşinin iyi olup olmadığını sormak.
- Kendi hayatınızda gösterin. "Bu e-postaya çok sinirlendim. Cevap yazmadan önce apartmanın etrafında bir tur atacağım." Çocuğunuz büyüklerin de güçlü duyguları olduğunu ve yine de ne yapacaklarını seçtiklerini görür.
Pratikte nasıl görünür
Murat mutfakta mercimek çorbasını karıştırırken bir gümbürtü ve ardından bir çığlık duyuyor. Koridorda üç yaşındaki Zeynep yerde, beş yaşındaki Emir ise kıpkırmızı bir yüzle scooter'ı sımsıkı tutuyor. "Benimkini aldı! O benim!"
Murat ikisinin arasına çömelip elini scooter'a koyuyor. "Çok kızgınsın. Sormadan kaptı ve bu sana çok haksızlık gibi geldi." Emir hızlı hızlı başını sallıyor. "Ama onu itmene izin vermeyeceğim. İtmek canını yakar." Emir bağırıyor: "Ondan nefret ediyorum!" Murat sesini aynı tonda tutuyor. "Şu anda ona gerçekten çok kızgınsın. Kızabilirsin. İstersen ayağını yere vur, istersen elimi istediğin kadar sık." Emir önce elini sıkıyor, sonra iki kez ayağını yere vuruyor, sonra ağlamaya başlıyor. Murat öbür koluyla Zeynep'i kucağına alıyor ve ikisini merdivene oturtuyor.
On dakika sonra, sofrada konuyu konuşuyorlar. Emir scooter sırası için zamanlayıcı kurmayı öneriyor ve ilk turu Zeynep'e veriyor. Murat, Emir'e kızmaması gerektiğini hiç söylemedi, itmenin sorun olmadığını da hiç iddia etmedi. Öfke kabul gördüğü için Emir'in onu savunmasına gerek kalmadı ve enerjisini durumu düzeltmeye verebildi.
Yaşa göre
- 0–2 yaş: Küçük çocuklar daha kelimeleri yokken vurur, ısırır, fırlatır. Davranışı her seferinde nazik ama kararlı biçimde engelleyin ve duyguyu birkaç kelimeyle adlandırın: "Kızdın. Isırmak yok. Bunu ısırabilirsin."
- 3–6 yaş: İki parçalı cümleyi kısa tutun ve tekrarlayın. Büyük öfkeler için bedensel çıkışlar sunun: ayak vurmak, duvarı ittirmek, eski kâğıtları yırtmak.
- 7–11 yaş: Bu yaştaki çocuklar adalete çok önem verir, kuralları birlikte koyabilirsiniz. "Bizim evde çok kızdığını göstermenin kabul edilebilir yolları neler?" diye sorun ve cevapları bir kâğıda yazın.
- 12–16 yaş: Ergenler, size duydukları öfke de dâhil, en güçlü duygularını kaldırabileceğinizi bilmeye ihtiyaç duyar. Duyguyu kabul edin, sınırı net söyleyin ("Bana kızabilirsin, bana hakaret edemezsin") ve ikiniz de sakinleşince asıl konuşmayı yapın.
Zorlandığınızda
"Bu, yaptığının yanına kâr kalması demek değil mi?" Hayır. Davranış her seferinde yine durdurulur. Bıraktığınız tek şey, duyguyu hissettiği için verilen ek cezadır. Öfkesinden dolayı utandırılan çocuklar çoğu zaman daha patlayıcı olur, çünkü duygunun gidecek bir yeri kalmaz.
"Çocuğum bana 'Senden nefret ediyorum' diyor." Acıtır ve genellikle öfkenin, çocuğun bulabildiği en büyük kelimelerle konuşmasıdır. Hakareti kabul etmeden duyguyu duyabilirsiniz: "Bana çok kızgınsın. Yine de buradayım ve seni yine seviyorum." Ortalık yatışınca "çok öfkeliyim" demenin daha nazik yollarını konuşabilirsiniz.
"Bazı duygulara izin vermek yanlış geliyor, yeni bebeği kıskanmak gibi." Kardeş kıskançlığı aile hayatının en olağan duygularından biridir. Çocuğunuzun size güvenle "Keşke geri gitse" diyebilmesine izin verirken bebeği tamamen korumak, bu duygunun gizli çimdiklerle dışarı sızma ihtimalini çok azaltır.
Sık yapılan hatalar
- Davranışı değil duyguyu cezalandırmak. "Gülümseyebilecek hâle gelene kadar odana git" demek, çocuğa duygularını yönetmeyi değil saklamayı öğretir. Güvenlik için gerekiyorsa odaya gönderin ama döndüğünde onu duygusuyla birlikte yeniden kabul edin.
- Büyük duyguların her şeyi mazur göstermesine izin vermek. Kötü geçen bir gün ergenin terslenmesini açıklar; kardeşine acımasız davranmasına izin vermez. Ruh hâlini kabul edin, sınırı yine de koruyun.
- Fırtınanın ortasında nasihat etmek. Duyguya boğulmuş bir çocuk ahlak dersi alamaz. Davranışı şimdi durdurun, konuşmayı sonraya saklayın.
Tek cümleyle
Çocuğunuzun her duygusunu kabul edip onunla ne yaptığına sakince sınır koyduğunuzda, duyguların güvenli olduğunu, davranışları seçmenin ise kendi elinde olduğunu öğrenir.
Kaynaklar
- Ginott, H. G., "Between Parent and Child" (kitap, 1965)
- Faber, A. ve Mazlish, E., "How to Talk So Kids Will Listen and Listen So Kids Will Talk" (kitap, 1980)
- Havighurst, S. S. ve ark., "Tuning in to Kids: improving emotion socialization practices in parents of preschool children" (Journal of Child Psychology and Psychiatry, 2010)
- Amerikan Pediatri Akademisi (AAP), "Effective Discipline to Raise Healthy Children" (politika bildirisi, Pediatrics, 2018)