ParentAI
‹ 30 günün tümü

30 günün 28. günü · 4. Hafta · Gelişim ve bağımsızlık

Konuşsunlar Diye Konuşun

6 dk okuma

"Okul nasıldı?" "İyi." "Bir şey oldu mu?" "Yok." "Öğlen ne yedin?" "Hatırlamıyorum." Kapı kapanır. Büyük çocuğu olan pek çok anne baba bu konuşmayı ezbere bilir; eskiden her şeyi anlatan çocuk hâlâ üst kattaki odasında yaşıyor ama sanki evden taşınmış gibidir. Sonra gece on birde, siz yorgunluktan yatmak üzereyken mutfakta belirir ve her şeyi konuşmak ister. Bu iki an da normal. Asıl mesele, ikinci türden anların gelmeye devam etmesini sağlamak.

Neden önemli

Yıllarca ergen anne babalarına verilen tavsiyeler denetim üzerineydi: Nerede, kiminle, ne yapıyor, bilin. Psikologlar Håkan Stattin ve Margaret Kerr, etkili bir çalışmada anne babaların bilgisinin gerçekte nereden geldiğine baktı. Cevap çoğunlukla ergenlerin kendisiydi: kendi seçtikleri şeyleri kendiliğinden anlatmaları. Anne babaların soruları ve kuralları çok daha azını açıklıyordu. Anne babasına en çok anlatan gençler, anne babalarının sakin ve sürekli eleştirmeden karşılık vereceğini hissedenlerdi.

Bu, ergenlik gelişimi hakkında bildiklerimizle de örtüşür. Ergen beyni, başkalarının değerlendirmesine ve kontrol edildiğini hissetmeye özellikle duyarlıdır; anne babadan biraz uzaklaşmak da bağımsız bir kimlik kurmanın sağlıklı ve beklenen bir parçasıdır. Ergenler bağı reddetmiyor, bağın koşullarını yeniden müzakere ediyor. Ciddiye alınmak, biraz mahremiyet ve konuları kendi zamanlarında açmak istiyorlar.

Yani amaç bilgi koparmak değil, anlatılması güvenli biri olmak. Verdiğiniz her tepki, özellikle küçük şeylere verdikleriniz, sessizce kaydediliyor. Kötü bir not ya da saçma bir tartışma karşısında sakin kalan anne baba, çocuğuna daha büyük şeylerin de kendisine getirilebileceğini gösterir.

Bugün deneyin

  1. Yüz yüze değil, yan yana konuşun. Araba yolculukları, köpeği gezdirmek, yemek yapmak, bulaşık, gece atıştırması. Daha az göz teması daha az baskı demektir; doğal bir bitiş noktası da konuşmayı daha az riskli hissettirir.
  2. Sorgu değil, meraklı tek bir soru. "Okul nasıldı?" yerine somut ve hafif bir şey sorun: "Bugün en sinir bozucu şey neydi?" ya da "Sınıfta şu sıralar en komik kim?" Sonra biraz da sessizlik çalışsın.
  3. Tavsiye vermekten çok dinleyin. Bir sorun anlattığında çözüm sunmadan önce "Gerçekten can sıkıcıymış" ya da "Sen ne yapmayı düşünüyorsun?" deyin. Yardım etmek istiyorsanız sorun: "Fikir mi istersin, yoksa sadece içini mi dökmek istiyorsun?"
  4. Büyük bir şey ortaya çıktığında sakin kalın. İlk sözleriniz en önemlisidir. "Anlattığın için teşekkür ederim. İyi ki anlattın" demek size düşünmek için zaman kazandırır ve bir dahaki sefere de anlatma ihtimalini artırır. Sınırları sonra, ikiniz de sakinleşince yine koyabilirsiniz.
  5. Onun dünyasına onun koşullarında ilgi gösterin. Bir oyunu, bir şarkıyı ya da internetteki bir akımı size anlatmasını isteyin; eleştirmek yerine gerçekten merak edin. Onun için önemli olana ilgi göstermek, sizin için önemli olan konuşmalarda da size yer açar.

Pratikte nasıl görünür

On beş yaşındaki Can ve annesi Aslı, akşam yemeğinden sonra köpeği gezdiriyor. Aslı, Can'ın en çok yürüyüşlerde konuştuğunu öğrenmiş; telefonu cebinde, soruları az. Parkın yarısında Can söze giriyor: "Cumartesi Mert'in doğum gününde biri çok içti. Kusacak kadar. Annesiyle babası evde yoktu."

Aslı'nın midesi düğümleniyor. Can'ın da içip içmediğini, annesiyle babasının evde olmayacağını neden söylemediğini ve bir daha Mert'lere gidip gitmeyeceğini sormak istiyor. Onun yerine derin bir nefes alıyor. "Vay be. Korkutucu olmalı. Siz ne yaptınız?" Can, bir arkadaşıyla çocuğun yanında kalıp ona su içirdiklerini anlatıyor. "Çok doğru bir şey yapmışsınız," diyor Aslı. "Anlattığın için çok sevindim." Yürümeye devam ediyorlar. Birkaç dakika sonra Can, kimse sormadan, bir kadeh içtiğini ve sevmediğini ekliyor.

Aslı, partiler ve yetişkin gözetimi hakkında yarın, sakin ve net beklentilerle konuşacak. Ama bu gece en önemli şeyi korudu: Can, annesine zor bir şeyi anlatmanın başına bir felaket getirmediğini öğrendi.

Yaşa göre

Zorlandığınızda

"Ergen çocuğum bana sadece homurdanıyor." Pek çok ergen, özellikle anne babasına karşı, çok az konuştuğu dönemlerden geçer. Zorlamadan kapıyı açık tutun: masasına bırakılmış bir atıştırmalık, "Markete benimle gelir misin?", bir espri. Baskısız, sıcak bir süreklilik çoğu zaman sonradan karşılığını verir. İçine kapanmaya uyku, yeme, arkadaşlık ya da okulda değişiklikler veya umutsuzluk sözleri eşlik ediyorsa, doktoruna ya da okulun rehberlik servisine başvurun.

"Sakin kalırsam onayladığımı düşünmez mi?" Sakin kalmak onaylamak demek değil. Önce dinleyip değerlerinizi ve sınırlarınızı sonra paylaşabilirsiniz: "Anlattığın için sevindim. Evde yetişkin olmayan partilere gitmene gönlüm razı değil, bunu konuşacağız." Ergenler saldırıya uğradıklarını hissetmediklerinde sınırları çok daha iyi duyar.

"Arkadaşlarına her şeyi anlatıyor, bana hiçbir şey." Bu gelişimsel olarak normal; ergenlikte akranlar çok önemli hâle gelir. Tek sırdaşı olmanız gerekmiyor; önemli konularda güvenilir biri olmanız yeter. Açılma üzerine araştırmalar, şimdi koruduğunuz ilişkinin, gerçekten önemli olduğunda onu size geri getirdiğini düşündürüyor.

Sık yapılan hatalar

Tek cümleyle

Ergenler, sorgulamaktan çok dinleyen ve en önemli anda sakin kalan anne babalarla konuşmaya devam eder.

Kaynaklar

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi veya psikolojik tavsiye yerine geçmez. Çocuğunuz için endişeleniyorsanız bir doktora ya da uzmana danışın.