ParentAI
‹ 30 günün tümü

30 günün 27. günü · 4. Hafta · Gelişim ve bağımsızlık

Her Yaşta Birlikte Okuyun

6 dk okuma

Yedi yaş civarında pek çok ailede sesli okuma sessizce biter. Çocuk artık okuyabiliyordur, akşamlar kalabalıktır ve bu iş tamamlanmış gibi gelir. Bazı anne babalar ise hiç tam olarak başlamamıştır; bebek kitabı ağzına götürmüştür ya da yürümeye yeni başlayan çocuk kırk gece üst üste aynı hikâyeyi istemiştir. Oysa birlikte okumak, ilk aylardan evden ayrılmadan önceki son yıllara kadar her yaşta işe yarayan ender alışkanlıklardan biridir ve sizden yalnızca bir kitap, birkaç dakika ve sesinizi ister.

Neden önemli

Küçük bir çocuğa kitap okuduğunuzda, ona gündelik konuşmada nadiren duyduğu kelimeler verirsiniz. Resimli kitaplarda evdeki sohbetlerin çoğundan daha fazla alışılmadık kelime ve daha karmaşık cümle bulunur ve çocuklar bunları sünger gibi emer. Amerikan Pediatri Akademisi, ortak okuma dili, erken okuryazarlığı ve ilişkinin kendisini desteklediği için bebeklikten itibaren sesli okumayı önerir. John Hutton'ın yürüttüğü beyin görüntüleme araştırması, evde daha çok okunan okul öncesi çocukların bir hikâye dinlerken dili anlama ve zihinde imge oluşturmayla ilişkili beyin bölgelerinde daha güçlü etkinlik gösterdiğini buldu.

Nasıl okuduğunuz da ne sıklıkla okuduğunuz kadar önemlidir. Psikolog Grover Whitehurst ve ekibi "diyalojik okuma" adı verilen bir yaklaşım geliştirdi: Yetişkin soru sorar, dinler ve çocuğun cevabının üzerine ekler; böylece hikâyeyi anlatan yavaş yavaş çocuk olur. İlk çalışmalarında, anne babası yalnızca birkaç hafta bu şekilde okuyan küçük çocuklar, alışılmış biçimde okunan çocuklara göre ifade edici dil becerilerinde aylarca öndeydi. Kitap bir gösteri değil, bir sohbet olur.

Daha büyük çocuklarda ve ergenlerde faydalar biçim değiştirir. Kendi okuma düzeyinin biraz üstündeki bir kitabı dinlemek kelime dağarcığını ve anlamayı genişletir. Bir hikâyeyi paylaşmak, üzerine konuşulacak güvenli bir "üçüncü kişi" de sağlar: Bir karakterin ihanetini, yasını ya da ilk aşkını konuşmak, kendinizinkini konuşmaktan daha kolaydır.

Bugün deneyin

  1. Zaten var olan on dakikayı seçin. Yatma saati klasik bir seçim ama kahvaltı, banyo, bir bekleme salonu ya da araba yolculuğu da olur. Kısa ve düzenli bir zaman, uzun ve ara sıra olandan iyidir.
  2. Kitabı çocuğunuz seçsin; tekrar tekrar. Küçük çocuklar dili tekrarla öğrenir. Büyükler için bir çizgi roman, bir sporcunun hayatı ya da bir oyun romanı da bir klasik kadar sayılır.
  3. Durun ve gerçek bir soru sorun. "Sence şimdi ne olacak?" "Sence neden öyle dedi?" Sonra rahat hissettiğinizden biraz daha uzun bekleyin. Düşünme o sessizlikte olur.
  4. Söylediğinin üstüne ekleyin. Minik çocuğunuz gösterip "Hav hav!" derse, biraz ekleyin: "Evet, kocaman, çamurlu bir köpek, su birikintisine atlıyor." On yaşındaki çocuğunuz kötü karakterin aptal olduğunu söylerse sorun: "Onun yerinde olsan sen ne yapardın?"
  5. Daha fazlasını isterken bırakın. Mümkünse merak uyandıran bir yerde durun. "Yarın öğreniriz" demek, okumayı bitirilecek bir görevden beklenen bir şeye dönüştürür.

Pratikte nasıl görünür

Dört yaşındaki Elif, anneannesinin kucağında, atkısını kaybeden bir tilkinin anlatıldığı yıpranmış bir kitapla oturuyor. Nermin Hanım bu kitabı belki yüz kez okudu. Bu akşam yeni bir şey deniyor: Her sayfada son kelimeden önce duruyor.

"Tilki köprünün altında neyini aradı?" Bekliyor. "Atkısını!" diye bağırıyor Elif. "Atkısını," diyor Nermin Hanım. "Bak bakalım, kimin boynunda kırmızı bir şey var?" Elif resmi inceliyor, sonra nefesini tutup porsuğu gösteriyor. "O almış!" "Sence tilki şimdi ne hissediyor?" Elif kaşlarını çatıyor, dudaklarını büzüyor. "Kızgın. Çok kızgın." "Kızgın, belki biraz da üzgün," diyor anneannesi. "Biri senin atkını alsa sen ne yapardın?" Elif bunu uzun uzun, ciddi ciddi düşünüyor. "Önce kibarca isterdim. Sonra kızardım."

Kitap aynı, okuma bambaşka. Elif artık seyirci değil. Tahmin ediyor, duyguları tarif ediyor, hikâyeyi kendi hayatına bağlıyor ve sıcak, acelesiz bir ortamda yeni kelimeler deniyor. Diyalojik okuma özetle budur.

Yaşa göre

Zorlandığınızda

"Çocuğum kitap için yerinde durmuyor." Pek çok küçük çocuk, özellikle çok hareketli olanlar, hareket ederken dinler. Siz okurken halıda legoyla oynamasına izin verin, hikâyeyi canlandırın ya da kapaklı, sesli kitaplar seçin. Hikâyeye dikkat pratikle gelişir; kısa ve keyifli bir okuma, uzun ve zorla yapılandan iyidir.

"İyi okuyamıyorum ya da dile hâkim değilim." Kusursuz okumanız gerekmiyor. Hikâyeyi resimlerden anlatın, en rahat olduğunuz dilde okuyun ya da birlikte sesli kitap dinleyip sonra konuşun. En önemlisi sohbet ve yakınlıktır, kusursuz bir performans değil.

"Ergen çocuğum bunu çocukça buluyor." O zaman amacı değil, biçimi değiştirin. Seveceğini düşündüğünüz bir kitabı yatağının üstüne bırakın, kahvaltıda ilginç bir haberi sesli okuyun ya da ne okuduğunu sorup cevabı gerçekten dinleyin. Birçok ergen, ev kuralı olarak değil bir seçenek olarak sunulduğunda ortak bir diziden ya da sesli kitaptan keyif alır.

Sık yapılan hatalar

Tek cümleyle

Sohbete dönüşen birlikte okuma her yaşta dili ve yakınlığı besler ve bunun için yalnızca bir kitap ve on dakika gerekir.

Kaynaklar

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi veya psikolojik tavsiye yerine geçmez. Çocuğunuz için endişeleniyorsanız bir doktora ya da uzmana danışın.