Pazarlık daha kimse sofraya oturmadan başlar. Üç lokma daha tavuk. Havucu yersen iki. Tabak bitmezse tatlı yok. Yemeğin sonunda herkes yorgundur, yemeğin yarısı soğumuştur ve "hiçbir şey yemeyen" çocuk, zaten yiyeceği kadarını yemiştir. Pek çok evde bu sahne her akşam yaşanır. Böyle olmak zorunda değil.
Neden önemli
Diyetisyen ve aile terapisti Ellyn Satter, yıllarca aile sofralarında olanları gözlemledi ve bugün çocuk diyetisyenlerinin yaygın olarak kullandığı basit bir model tanımladı: beslenmede sorumluluk paylaşımı. Ebeveyn, hangi yiyeceğin sunulacağından, ne zaman ve nerede yeneceğinden sorumludur. Çocuk ise yiyip yemeyeceğinden ve ne kadar yiyeceğinden sorumludur. Bebeklerde paylaşım daha erken başlar: Ne verileceğine ebeveyn karar verir (anne sütü ya da mama, sonra ilk ek gıdalar), ne kadar ve ne hızda yiyeceğini bebek belirler. Her taraf kendi işini yapar ve diğerine kendi işini yapması için güvenir.
Bunun işe yaramasının sebebi, çocukların açlık ve tokluğu oldukça iyi hisseden bir bedenle doğması ve baskının bu duyguyu bozmasıdır. Leann Birch, Jennifer Fisher ve ekip arkadaşlarının araştırmaları, yemeye zorlanan, yediği için ödüllendirilen ya da tabağını bitirmeye mecbur bırakılan çocukların o yiyeceği daha az sevdiğini ve kendi iç sinyallerine daha az güvendiğini gösterdi. Bilinen bir çalışmada okul öncesi çocuklar, çorbalarını bitirmeleri söylenen günlerde daha az çorba içti ve daha çok olumsuz yorum yaptı. Yasaklamak da ters teper: Yasaklanan yiyecek, çocuğun aklının takıldığı yiyecek olur.
Baskı sofranın havasını da değiştirir. Çiğnerken izlendiğini hisseden çocuk gerilir ve gergin bir beden aç olmaz. Sakin bir sofra, belli öğün saatleri ve yeni yiyeceklerle tekrar tekrar ama baskısızca karşılaşmak, çocuğun yelpazesini yavaş yavaş genişletir. Pek çok çocuğun bir yiyeceği denemeden önce onu sofrada defalarca, bazen on kez ya da daha fazla görmesi gerekir.
Bugün deneyin
- Menüyü siz belirleyin ve güvenli bir yiyecek ekleyin. Aile yemeğinin yanında çocuğunuzun genellikle yediği bir şey mutlaka olsun: ekmek, pilav, meyve ya da yoğurt. İsterse onunla doyabilir. Siparişe göre yemek pişirmiyorsunuz.
- Mümkünse kendi tabağını kendisi doldursun. Kapları ortaya koyun, çocuklar porsiyonlarını kendileri alsın; az da olsa. "Midenin istediği kadar al. Hâlâ açsan daha var."
- Her türlü baskıyı bırakın, nazik olanını da. Rüşvet yok, "bir kaşık daha" yok, tabak bitince övgü yok, ödül olarak tatlı yok. Dördüncü kez söylenen "Bir tadına bak, çok güzel" de baskıdır. Tatlı vermek istiyorsanız, küçük bir porsiyonu yemekle birlikte koyun, ödül olarak değil.
- Öğün ve ara öğün saatlerini düzenli tutun. Bütün öğleden sonra atıştıran çocuk akşam yemeğine iştahsız gelir. Belli saatlerde oturarak yenen ara öğünler ve aralarda su, gerçek açlığın sofrada ortaya çıkmasına yardım eder.
- Yemek dışında her şeyden konuşun. Bugün başına gelen en komik şeyi sorun ya da hafta sonunu planlayın. Sofra yemekle ne kadar az ilgili olursa, çoğu zaman o kadar çok yemek yenir.
- Yemeği yorumsuz bitirin. Çocuğunuz doyduğunu söylediğinde ona inanın. "Tamam, bitirdin. Tabağını tezgâha koyar mısın? Bir sonraki yemek ara öğünde." Sonra bu sözü tutun; yirmi dakika sonra kraker uzatmayın.
Pratikte nasıl görünür
Dokuz yaşındaki ikizler Kerem ve Lale, salı günleri evden çalışan babaları Emre'yle mercimek çorbası, ekmek ve bir kâse salatalık için sofraya oturuyor. Kerem çorba kâsesini itiyor. "Mercimekten nefret ediyorum."
Bir ay önce Emre o bildik nutka başlardı. Bu akşam şöyle diyor: "Olur, yemek zorunda değilsin. Ekmek ve salatalık var." Kerem üç dilim ekmek ve bir yığın salatalık alıyor. Emre, Lale'ye dönüyor: "Fen projesi ne oldu? Grubunuz yanardağda karar kıldı mı?" Sohbet yanardağlara, oradan penguenlerin dizlerinin olup olmadığına kayıyor. Bir ara Kerem ekmeğinin ucunu kardeşinin çorbasına batırıyor, çiğniyor ve hiçbir şey söylemiyor. Emre de söylemiyor.
İşe yarıyor, çünkü kimse mercimeği bir savaşa çevirmedi; Kerem'in de savunacağı bir mevzi kalmadı. Tadına kendi şartlarıyla, kimse izlemezken baktı. Gelecek hafta belki bir kaşık alır. Belki almaz; çorba yine de sofraya gelmeye devam edecek.
Yaşa göre
- 0–2 yaş: İşaretlerine bakarak besleyin: Başını çevirmesi, ağzını kapatması ya da yavaşlaması durma işaretidir. Farklı kıvamlar sunun, elleriyle keşfetmesine izin verin. Dağınıklık yemeyi öğrenmenin parçası.
- 3–6 yaş: Seçici yeme çoğu zaman bu yaşlarda zirve yapar ve genellikle normal bir dönemdir. Yeni yiyecekleri tanıdık olanların yanında küçük miktarlarda sunmaya devam edin, sebze yıkamasına ya da karıştırmasına izin verin, mümkün olduğunca birlikte yiyin.
- 7–11 yaş: Onu haftada bir öğünün planlanmasına ya da pazardan sebze seçimine katın. Yiyecekleri "iyi" ya da "kötü" diye etiketlemeyin; yiyeceklerin bize neyi yapmakta yardım ettiğinden, hızlı koşmaktan ya da derse odaklanmaktan söz edin.
- 12–16 yaş: Ergenler düzensiz ve çoğu zaman evin dışında yer; bu yüzden haftada birkaç ortak aile yemeği daha da önemlidir. Kilo ve beden yorumlarını, kendinizle ilgili olanlar dâhil, sofradan tamamen uzak tutun.
Zorlandığınızda
"Zorlamazsam hiçbir şey yemez." Baskı kalkınca bazı çocuklar ilk başta gerçekten çok az yer ve bu korkutucudur. Sağlıklı çocukların çoğu, aldığı besini her öğünde değil birkaç gün içinde dengeler. Düzenli öğün ve ara öğün sunmaya devam edin ve birkaç hafta zaman tanıyın. Çocuğunuzun kilosu, büyümesi ya da enerjisi konusunda endişeniz varsa, zaman içindeki büyümesini değerlendirebilecek çocuk doktorunuza ya da bir diyetisyene başvurun.
"Üç ayrı yemek pişiremem." Pişirmemelisiniz de. Sorumluluk paylaşımı sizden tek bir aile yemeği yapmanızı ve içinde herkesin yiyebileceği bir şey olmasını ister. Bu, siparişe göre yemek yapmaktan daha az iş demektir.
"Babaannesi sürekli yedirmeye çalışıyor." Yaklaşımınızı kısaca ve sakince anlatın, en çok ihtiyacınız olan tek şeye odaklanın: "Lütfen tabağını bitirmesi için ısrar etmeyin. Ne zaman doyduğunu kendisi biliyor." Kendi evinizin sofrası sizin elinizde; arada bir başka yerde yenen yemekler bunu bozmaz.
Sık yapılan hatalar
- Bir baskıyı başka bir baskıyla değiştirmek. Tattığı için çıkartma vermek, sebzeyi gizlemek ya da tek bir lokmayı abartarak övmek, dikkati yine yemeye çeker. Yemek sıradan bir şey olarak kalsın.
- Evde lokanta açmak. Çocuk her reddettiğinde yeni bir yemek yapmak, ona şikâyet etmenin menü getirdiğini öğretir. Yemeği sunun, güvenli bir yiyecek ekleyin ve öyle bırakın.
- Yardım gerektiren işaretleri gözden kaçırmak. Çok kısıtlı yeme, sık öğürme ya da boğulma, kilo kaybı; büyük çocuk ve ergenlerde ise kilo almaktan yoğun korku, gizlice yeme ya da öğün atlama bir beslenme güçlüğüne veya yeme bozukluğuna işaret edebilir. Erkenden doktorunuzla konuşun; erken destek gerçekten fark yaratır.
Tek cümleyle
Ne, ne zaman ve nerede yeneceğine siz, yiyip yemeyeceğine ve ne kadar yiyeceğine çocuğunuz karar verir; gerisini sakin bir sofra halleder.
Kaynaklar
- Ellyn Satter Enstitüsü (Ellyn Satter Institute), "Ellyn Satter's Division of Responsibility in Feeding" (rehber)
- Satter, E., "Child of Mine: Feeding with Love and Good Sense" (kitap, Bull Publishing)
- Galloway, A. T., Fiorito, L. M., Francis, L. A. ve Birch, L. L., "'Finish your soup': Counterproductive effects of pressuring children to eat on intake and affect" (Appetite, 2006)
- Birch, L. L. ve Fisher, J. O., "Development of eating behaviors among children and adolescents" (Pediatrics, 1998)