Montun fermuarı takılıyor ve dört yaşındaki çocuğunuz ağlamaya başlıyor. On yaşındaki, bir türlü birleşmeyen maket uçağın başında derin derin iç çekiyor. On beş yaşındaki ise yarın teslim edilecek tarih ödevinin "imkânsız" olduğunu ilan ediyor. Bunların her birini bir dakikadan kısa sürede halledebilirsiniz ve bunu yapma isteği neredeyse bedensel. Bazen araya girmek tam da doğru olandır. Ama çoğu zaman en şefkatli davranış, içinizin rahat edeceğinden biraz daha uzun beklemektir.
Neden önemli
1976'da psikologlar David Wood, Jerome Bruner ve Gail Ross, yetişkinlerin üç-beş yaş arası çocuklara zor bir tahta piramidi kurmalarında nasıl yardım ettiğini incelediler ve dünyaya çok kullanışlı bir kavram kazandırdılar: iskele kurma. İyi yardımcıların işi devralmadığını fark ettiler. Çocuğun ilgisini canlı tutuyor, görevi gerektiği kadar sadeleştiriyor, önemli noktayı gösteriyor ve çocuk bir sonraki kısmı tek başına yapabilir hâle gelir gelmez geri çekiliyorlardı. Bu fikir, Lev Vygotsky'nin "yakınsal gelişim alanı" kavramına dayanır: Çocuğun henüz tek başına yapamadığı ama biraz destekle yapabildiği işler. Gelişim tam da bu aralıkta olur.
Bu aralıktaki zorlanma bir şeylerin ters gittiğinin işareti değildir; esneyen bir beynin hissidir. Harvard Üniversitesi Gelişen Çocuk Merkezi, bilgiyi akılda tutmak, odaklanmak ve hayal kırıklığını yönetmek gibi yürütücü işlev becerilerini, yetişkin desteği yavaş yavaş geri çekilirken pratikle gelişen kapasiteler olarak tanımlar. Zorluğu her seferinde ortadan kaldırdığımızda çocuklar bu pratiği kaçırır. Üstelik daha sessiz bir mesaj da alabilirler: "Annem babam bunu yapabileceğime inanmıyor."
Bu, çocukları "yüzme bilmiyorsa batsın" anlayışına terk etmek anlamına gelmiyor. Zorlanma, görev ulaşılabilir olduğunda, çocuğun elinde bazı araçlar bulunduğunda ve yakında şefkatli bir yetişkin olduğunda verimlidir. Çocuk boyunu aşan bir işle karşılaştığında, çok yorgun olduğunda ya da artan bir panikle aynı başarısız hamleyi tekrarladığında verimsizleşir. Sizin işiniz bu ikisini ayırt etmek.
Bugün deneyin
- Yardım etmeden önce bekleyin. İçinizden yavaşça ona kadar sayın. Pek çok sorun bu sürede kendiliğinden çözülür ve zaferi çocuğunuz kazanır.
- Harekete geçmeden önce sorun. "Yardım ister misin, yoksa biraz daha denemek mi istersin?" Pek çok çocuk, küçükler bile, yardımın hazır olduğunu bildiğinde devam etmeyi seçer.
- Yardım merdiveninden basamak basamak çıkın. Cesaretlendirmeyle başlayın ("Çok yaklaştın"), sonra bir soru ("Şimdiye kadar ne denedin?"), sonra küçük bir ipucu ("Köşe parçasından başlasan?") ve ancak en son bir adımı gösterin. Çocuk ilerlemeye başlar başlamaz elinizi yeniden çekin.
- Zorlanma duygusunu adlandırın. "Şu an en sinir bozucu kısımdasın, çözmeden hemen önceki kısım." Bu, çocuğunuza hayal kırıklığının başarısızlık işareti değil, normal bir şey olduğunu söyler.
- Ne zaman devreye gireceğinizi bilin. Gözyaşları, kendini kapatma ya da aynı şeyi on kez denemek, görevin şu an için fazla büyük olduğunu gösterir. Daha çok yardım edin, işi küçük parçalara bölün ya da ara verip sonra dönün.
- Sadece sonucu değil, yolculuğu da kutlayın. "Bir süre gerçekten takılmıştın ve sonunda çözdün." Çocuğunuzun aklında kalmasını istediğiniz anı bu.
Pratikte nasıl görünür
Ömer, kızını tek başına büyüten bir baba. Yedi yaşındaki kızı Hira yeni aldıkları setten bir bilye parkuru kuruyor. Bilye üçüncü kez ikinci rampadan fırlayıp kanepenin altına yuvarlanıyor. Hira bir parçayı halının öbür ucuna fırlatıyor. "Bu bozuk! Sen yap!"
Ömer eğilip parkuru baştan düzgünce kurma isteğini hissediyor. Onun yerine kızının yanına oturuyor. "Çok sinir bozucu. Üç kere oldu." Bekliyor. Hira kollarını kavuşturuyor. Biraz sonra Ömer soruyor: "Nereden fırlıyor?" Hira gösteriyor. "Şurada, döndüğü yerde." "Hmm. O kısmın farkı ne?" Hira eğiliyor. "Çok dik. Çok hızlı gidiyor." Rampayı bir blokla alçaltıyor, bilyeyi bırakıyor ve bilyenin virajı düzgünce dönüp tıkırdayarak aşağıya indiğini izliyor.
"Yaptım!" diye bağırıyor. Ömer gülümsüyor. "Gerçekten takılmıştın ve sorunu kendin buldun." Ömer parkura hiç dokunmadı. Kızının öfkesini adlandırdı, tek bir soru sordu ve cevabı onun keşfetmesine izin verdi. Hira rampalar hakkında bir şey öğrendi; kendisi hakkında ise çok daha önemli bir şey.
Yaşa göre
- 0–2 yaş: Yerde oynarken bir oyuncağı bebeğinizin biraz uzağına koyun ve yardım etmeden önce ona uzanması için bir an tanıyın. Yakında duyulan sakin sesinizle karşılanan küçük ve güvenli hayal kırıklıkları, bebeklerin denemeye devam etmeyi öğrendiği yerdir.
- 3–6 yaş: Giyinmek, su doldurmak, yapboz yapmak, bir atıştırmalık paketini açmak mükemmel alıştırmalardır. Aceleyle işi devralmaya kalkmamak için fazladan zaman ayırın.
- 7–11 yaş: Ödevler en büyük sınav. Tepesinde değil, yakınında oturun; şimdiye kadar neyi anladığını sorun ve kusurlu ama kendine ait bir ödev teslim etmesine izin verin.
- 12–16 yaş: Zorluklar büyür: Bir not için öğretmene e-posta yazmak, bir arkadaşla bozulan arayı düzeltmek, harçlığını yönetmek. Yönetici değil, danışman olun: "Seçeneklerin neler? Hangisini denemek istersin?"
Zorlandığınızda
"Sabahları buna vaktimiz yok." Doğru; telaşlı sabahlar alıştırma için yanlış zamandır. Çocuğunuzun ayakkabı bağlamayı ya da çantasını hazırlamayı öğrenmesi için sakin bir hafta sonu anı seçin; böylece okul sabahlarında zaten yapabiliyor olur.
"Onun üzüldüğünü izlemek içimi acıtıyor." Acıtması doğal. Rahatsızlığınız, ne kadar önemsediğinizin işareti. Onu yalnız bırakmadığınızı kendinize hatırlatın; tam yanındasınız ve ömür boyu ona ait olacak bir beceriyi kurarken sakinliğinizi ödünç veriyorsunuz.
"Öğretmen kusursuz ödev bekliyor." Çoğu öğretmen çocuğunuzun gerçekte neler yapabildiğini görmeyi tercih eder. İçiniz rahat etmiyorsa öğretmene, çocuğunuzun ödevini bağımsız yapmasına izin verdiğinizi söyleyin. Pek çoğu bunu duymaktan memnun olacaktır.
Sık yapılan hatalar
- Sonradan sessizce devralmak. Topladığı yatağı yeniden yapmak ya da o bakmıyorken resmini düzeltmek, işi baştan onun yerine yapmakla aynı mesajı verir.
- Zorlanmayı fazla uzatmak. Verimli zorlanmanın bir sınırı var. Gerçekten sıkıntıda olan bir çocuk öğrenmiyordur; daha fazla yardıma ya da bir araya ihtiyacı vardır.
- İpucunu nutka çevirmek. Kısa bir soru, beş dakikalık açıklamadan daha iyi işler. İçinizden geldiğinden daha az konuşun.
Çocuğunuz sürekli pes ediyorsa ya da okuma, yazma veya dikkat gibi belirli becerilerde yaşıtlarından çok daha fazla zorlanıyorsa, ek desteğe ihtiyacı olabileceği için öğretmeniyle ya da çocuk doktorunuzla konuşun.
Tek cümleyle
Zor bir anda çocuğunuzun yanında durup onun kendi yolunu bulmasını beklemek, sorunu onun yerine çözmekten çok daha fazlasını öğretir.
Kaynaklar
- Wood, D., Bruner, J. S. ve Ross, G., "The Role of Tutoring in Problem Solving" (Journal of Child Psychology and Psychiatry, 1976)
- Vygotsky, L. S., "Mind in Society: The Development of Higher Psychological Processes" (kitap, Harvard University Press, 1978)
- Harvard Üniversitesi Gelişen Çocuk Merkezi (Center on the Developing Child), "Executive Function and Self-Regulation" (Temel Kavramlar)