Neredeyse hiçbir şeyle başlayabilir: yanlış renkte bardak, kapatılan tablet, süresi dolan "beş dakika daha." Bir anda çocuğunuz yerde, çığlık atıyor, tekmeliyor ya da eline geçeni fırlatıyor. Ya da on iki yaşındaki kızınız, on dakika önce hiçbir sorun yokken ödevi yüzünden hıçkıra hıçkıra ağlayıp bağırıyor. Böyle anlarda çoğu ebeveyn elindeki bütün araçları hızla dener: açıklar, pazarlık eder, tehdit eder ve hiçbirinin işe yaramadığını görür. Bu, araçlarınızın yetersiz olduğu anlamına gelmez. Sadece o an farklı türde bir yardıma ihtiyaç olduğunu gösterir.
Neden önemli
Öfke nöbeti, çocuğun duygularının beyninin baş edebileceğinden daha hızlı taşmasıdır. Beynin alarm veren bölümleri yönetimi ele alır; akıl yürüten, plan yapan ve dürtüleri frenleyen bölümler ise bir süreliğine ulaşılamaz hâle gelir. Mantığın çekip gitmesinin sebebi budur: O anda çocuğunuz son derece makul açıklamanızı gerçekten işleyemez.
Araştırmacılar Michael Potegal ve Richard Davidson küçük çocuklardaki yüzlerce öfke nöbetini incelediler ve çoğunun birkaç dakika içinde bittiğini buldular. Öfke ile üzüntünün farklı yollar izlediğini de gördüler: Bağırma ve tekmeleme erken zirve yapıp söner; mızmızlanma ve teselli arama gibi daha hüzünlü davranışlar ise sona doğru artar. Yani ilk evre çoğunlukla güvenle beklemekle ilgilidir, ikinci evre ise teselli sunmanız için işarettir.
Psikolog Ross Greene her yaş için geçerli bir fikri şöyle özetler: Çocuklar yapabildiklerinde iyi davranır. Sık yaşanan öfke nöbetleri genellikle sorun çıkarmak isteyen bir çocuğa değil, hâlâ gelişmekte olan bir beceriye işaret eder: hayal kırıklığıyla baş etmek, bir etkinlikten diğerine geçmek ya da duyguları kelimelere dökmek gibi. İngiltere'nin ulusal sağlık hizmeti NHS'in de belirttiği gibi öfke nöbetleri küçük çocuklarda gelişimin olağan bir parçasıdır. Büyük çocuklar ve ergenler de yaşar; yalnız onlarda bağırmak, ağlamak ya da kapı çarpmak gibi görünebilir.
Bugün deneyin
- Önce güvenliği sağlayın, sonra susun. Kırılabilecek ya da tehlikeli eşyaları kaldırın, küçük bir çocuğu mümkünse daha sakin bir köşeye yönlendirin, kardeşlerin uzakta olduğundan emin olun. Sonra sözlerinizi neredeyse sıfıra indirin.
- Yakında ve sakin kalın. Çocuğunuzun kaldırabileceği bir mesafede oturun. Tek bir kısa cümleyi alçak sesle tekrarlayın: "Buradayım. Hiçbir yere gitmiyorum." Bazı çocuklara sırtlarına konan bir el iyi gelir, bazıları ise sizi bir adım uzakta ister.
- Sınırı kavgaya dönüştürmeden koruyun. Nöbet bir "hayır" yüzünden başladıysa cevap sakince hayır olarak kalır. Yeniden açıklamanıza ya da tartışmayı kazanmanıza gerek yok: "Biliyorum, çok istemiştin. Yine de hayır."
- Fırtına dinerken teselli sunun. Bağırışlar ağlamaya dönüştüğünde ya da çocuğunuz gözleriyle sizi aradığında kollarınızı açın ya da biraz yaklaşın: "Sarılalım mı?" Yakınlığın en iyi işlediği an budur.
- Konuşmadan önce yeniden bağ kurun. Bir bardak su, küçük bir atıştırmalık, sessiz bir sarılma ya da kısa bir yürüyüş önce gelir. Ne olduğuna dair konuşma, herkes sakinken günün ilerleyen saatlerine kalabilir.
- Örüntüyü arayın. Bir hafta boyunca nöbetlerin ne zaman olduğunu not edin. Birçoğu açlık, yorgunluk, geçişler ya da aşırı uyaran etrafında toplanır. Örüntüyü gördüğünüzde bir sonrakini çoğu zaman bir atıştırmalıkla, daha erken bir yatış saatiyle ya da çıkmadan önce verilen bir uyarıyla önleyebilirsiniz.
Pratikte nasıl görünür
Nihat Dede, dört yaşındaki torunu Ada'yı anaokulundan aldıktan sonra parka götürmüş. Eve gitme vakti geldi dediğinde Ada salıncakların yanındaki yola boylu boyunca uzanıp çığlık atmaya başlıyor. Bankta oturan bir babaanne dönüp bakıyor.
Nihat Dede'nin içinden ilk gelen, üçe kadar sayıp "O zaman akşam tatlı yok" demek. Onun yerine Ada'dan biraz uzakta, onunla yol arasında kalacak şekilde çömeliyor ki bisikletler güvenle geçebilsin. Alçak sesle tek bir şey söylüyor: "Hiç gitmek istemedin. Buradayım." Ada botlarını yere vurup "Git!" diye bağırıyor. Dedesi olduğu yerde, sessizce kalıyor; ona değil ağaçlara bakıyor. Çok uzun gelen iki dakikanın ardından çığlıklar hıçkırığa dönüşüyor ve Ada emekleyerek dedesine yaklaşıyor.
Dedesi onu kucağına alıyor. "Ne büyük bir duyguydu. Salıncağı o kadar çok seviyorsun ki." Ada bir süre dedesinin montuna gömülüp ağlıyor, sonra bisküvi istiyor. Eve yürürken, elini tutarken "Ben kızmıştım" diyor. "Kızmıştın," diyor dedesi. "Yarın gitmeden önce haber vereceğim, sonra bir tur daha sallanırsın." Nihat Dede ne pes etti ne sesini yükseltti ne de duyguya boğulmuş Ada'yla mantık tartışmasına girdi. Sadece dalganın geçmesini bekledi ve dalga kırıldığında oradaydı.
Yaşa göre
- 0–2 yaş: Öfke nöbetleri çoğu zaman henüz kelimesi olmamanın verdiği hayal kırıklığından doğar. Güvende tutun, sesinizi yumuşak tutun ve ağlama azalmaya başladığında bedeninizi sığınılacak bir yer olarak sunun.
- 3–6 yaş: Nöbetlerin en sık görüldüğü yıllar. Duyguyu birkaç kelimeyle adlandırın, sınırı sakince koruyun ve parktan çıkmak gibi bilinen tetikleyiciler için önceden bir uyarı ve küçük bir ritüel planlayın.
- 7–11 yaş: Bu yaşta nöbetler çoğu zaman utançtan ya da bunalmışlıktan gelir; ödev ya da kaybedilen bir oyun gibi. İsterse ona alan tanıyın, sonra neyin iyi geldiğini konuşun: "Öfkenin içinde kabardığını hissettiğinde bedeninde neyi fark ettin?"
- 12–16 yaş: Ergenlerde nöbet bağırmak, gözyaşı ya da kapı çarpmak gibi görünebilir. Sakin kalın, onların ses seviyesine çıkmayın ve isterse alan tanıyın, ama mesajınız net olsun: "Hazır olduğunda aşağıdayım." Gece yarısı değil, ertesi gün konuşun.
Zorlandığınızda
"Herkes bize bakıyor." Kalabalıkta yaşanan nöbetler ayrıca zordur, çünkü hem yıpranmış hem de yargılanıyormuş gibi hissedersiniz; oysa bakanların çoğu aynı şeyi yaşamıştır. Dikkatinizi seyirciye değil çocuğunuza verin: Mümkünse biraz daha sakin bir yere geçin ve evde olacağınız kadar sakin kalın. Sakin bir ebeveyn, her bakışa verilebilecek en iyi cevaptır.
"Görmezden gelsem daha iyi olmaz mı?" Bir şey elde etmek için yapılan mızmızlanmayı görmezden gelmek işe yarayabilir. Ama duyguya gerçekten boğulmuş bir çocuğun ortadan kaybolan değil, yakınında duran sakin bir yetişkine ihtiyacı vardır. İsteğe boyun eğmeden de çocuğun yanında kalabilirsiniz.
"Bu normal mi?" Küçük çocuklarda sık görülen öfke nöbetleri genellikle olağan gelişimin parçasıdır. Nöbetler çok sık ya da çok uzunsa, sıklıkla kendine ya da başkalarına zarar vermeyi içeriyorsa, beş yaşından sonra azalmak yerine artıyorsa ya da uyku, yeme, ruh hâli veya gelişimle ilgili başka endişelerle birlikte geliyorsa çocuk doktorunuzla konuşmanız iyi olur.
Sık yapılan hatalar
- Nöbetin ortasında mantık yürütmek. Kuralın neden var olduğunu açıklamak verimli gibi gelir ama duyguya boğulmuş bir beyin bunu alamaz. Gerekçeleri sonraya saklayın.
- Bitsin diye boyun eğmek. Fırtına her seferinde ödülü kazanıyorsa geri gelir. Nazik ve sakin kalın, sınırı koruyun.
- Yeniden bağ kurmayı atlamak. Doğrudan bir yaptırıma ya da nasihate geçmek çocuğunuzu utancıyla yalnız bırakır. Önce bağ kurun; ders ondan sonra daha iyi yerine oturur.
Tek cümleyle
Öfke nöbeti sırasında göreviniz duyguyu düzeltmek değil, herkesi güvende tutup sakin kalmak, dalga dindikten sonra da yeniden bağ kurup konuşmaktır.
Kaynaklar
- Potegal, M. ve Davidson, R. J., "Temper Tantrums in Young Children: 1. Behavioral Composition" (Journal of Developmental and Behavioral Pediatrics, 2003)
- NHS (İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti), "Temper tantrums" (Health A to Z)
- Greene, R. W., "The Explosive Child" (kitap, 1998)