"Ayakkabını giy." "Hayır." "Hemen ayakkabını giy." "HAYIR!" Basit bir talimatın ne kadar çabuk bir inat yarışına dönüştüğünü ve bunun ne sıklıkla en kötü anda olduğunu her anne baba bilir. Dışarıdan bakınca bu itaatsizlik gibi görünür. Oysa çocuk için bu, neredeyse tamamen başkalarının belirlediği bir günde söz sahibi olmanın tek yolu gibi hissedilir. Ona küçük ama gerçek bir seçim hakkı vermek, önemli hiçbir şeyden vazgeçmeden o anın gerginliğini alabilir.
Neden önemli
Öz belirleme kuramını geliştiren psikologlar Edward Deci ve Richard Ryan, her insanın temel bir özerklik ihtiyacı olduğunu savunur: Yaptıklarımızın en azından bir kısmının kendimizden geldiği duygusu. Bu ihtiyaç sürekli engellendiğinde insanlar, istenen şey makul olsa bile direnir. Çocuklar da farklı değil. Bağımsızlıkta büyük sıçramaların ortasında olan küçük çocuklar ve ergenler bunu en yoğun biçimde yaşar.
Seçim hakkı bu ihtiyacı küçük ve güvenli bir biçimde karşılar. Erika Patall ve arkadaşlarının kapsamlı bir derlemesi, seçenek sunulmasının insanların motivasyonunu ve çabasını artırma eğiliminde olduğunu, özellikle de seçenekler basit ve çok fazla olmadığında bu etkinin belirginleştiğini buldu. Çocuklar için bu, açık bir menü değil, iki üç seçenek demektir. "Kahvaltıda ne istersin?" sorusu dondurma pazarlığına dönebilir. "Yumurta mı, peynirli tost mu?" ise genellikle kahvaltıyla biter.
Püf noktası şu: Seçim gerçek ama sınırları belli. Neyin olacağına siz karar verirsiniz (dişler fırçalanacak, ödev yapılacak, parktan çıkılacak). Nasıl ya da ne zaman olacağına dair bir şeye çocuğunuz karar verir. Onun kontrol duygusu artar, sizin çekişme listeniz kısalır.
Bugün deneyin
- Günlük kıvılcım anınızı bulun. Her seferinde inatlaşmaya dönen bir anı seçin: giyinmek, evden çıkmak, ödev, banyo, ekranı kapatmak. Her şeyi birden değiştirmeye çalışmak yerine oradan başlayın.
- İkisi de gerçekten işinize gelen iki seçenek sunun. "Mavi hırkayı mı giymek istersin, çizgiliyi mi?" "Ödevi mutfak masasında mı yaparsın, kendi masanda mı?" "Şimdi mi çıkalım, yoksa bir kez daha kaydıraktan kaydıktan sonra mı?" Cevaplardan biri canınızı sıkacaksa, o gerçek bir seçim değildir.
- Tartışılmaz olanı soru yapmayın. Cevabın evet olması gerekiyorsa asla "Yatmak ister misin?" diye sormayın. Onun yerine: "Yatağa kurbağa gibi zıplayarak mı gidelim, dev gibi yürüyerek mi?"
- İkisini de reddederse sakince üçüncü bir seçenek verin. "Sen seçebilirsin ya da ben senin için seçerim." Birkaç saniye içinde bir şey olmazsa nazikçe siz seçin ve arkasında durun. Bu bir ceza değil; sadece sıradaki adım.
- Büyüdükçe daha büyük seçimler sunun. Altı yaşındaki bir çocuk işlerin sırasını seçer. On yaşındaki, sınırlar içinde ödevini ne zaman yapacağını seçer. On beş yaşındaki ise hafta sonu hangi ev işini üstleneceğini ve pazar akşamına kadar ne zaman bitireceğini seçebilir.
Pratikte nasıl görünür
Çarşamba sabahı, saat 7.40. Oğlunu tek başına büyüten Nur'un, metrobüsü kaçırmamak için üç yaşındaki Can'ı saat sekizde kreşe bırakması gerekiyor. Can pijama üstüyle koridorda yere uzanmış, hırkasını giymeyi reddediyor. Dün bu an iki tarafın da gözyaşlarıyla bitmişti.
Bugün Nur elinde iki hırkayla yanına çömeliyor. "Dinozorlu hırka mı, kırmızı olan mı?" Can bir birine bir ötekine bakıyor. "Dinozorlu." Kollarını havaya kaldırıyor. Kapıda yine duruyor. "Ayakkabı istemiyorum." Nur derin bir nefes alıyor. "Kendin mi giymek istersin, yoksa ben mi yardım edeyim? Sen seç." Can bir ayakkabıyı kapıyor. "Ben!" Ayakkabıyı ters ayağına giyiyor. Nur hiçbir şey demiyor.
Saat 7.47'de kapıdan çıkıyorlar. Sabahın planında hiçbir şey değişmedi: Can hırkasını giydi, ayakkabısını giydi, kreşe gitti. Değişen tek şey, iki küçük şeye kendisinin karar vermesiydi ve görünüşe göre bu yetti. Seçenekler Can'ı başka bir çocuk yapmadı. Ona yüzü kızarmadan "evet" diyebileceği bir yol verdi; pek çok "hayır"ın asıl derdi de budur.
Yaşa göre
- 0–2 yaş: İki seçeneği havaya kaldırın ve göstermesine ya da uzanmasına izin verin: iki bardak, iki kitap, iki çift çorap. Çok küçük çocuklar bile buna bayılır ve bu, erken karar verme becerisini besler.
- 3–6 yaş: Sıra, renk ve yöntemle ilgili seçimler iyi işler: "Önce diş mi, önce pijama mı?" Seçenekleri ikiyle sınırlayın ve takılırsa onun yerine seçmeye hazır olun.
- 7–11 yaş: Zamanlama ve yöntemle ilgili seçimler sunun: "Okumanı yemekten önce de yapabilirsin, hemen sonra da." Bir hafta sonunun ya da bir aile yemeğinin bir kısmını planlamasına izin verin.
- 12–16 yaş: Ergenlerin giderek daha önemli konularda gerçek seçimlere ihtiyacı var. Sonuçta anlaşın, yöntemi ona bırakın: "Odanın pazara kadar toplanmış olması lazım. Ne zaman ve nasıl, sana kalmış." Tavsiyelerinizi her zaman dinlemese de yanında olun.
Zorlandığınızda
"Bu bir tür manipülasyon değil mi?" Seçenekler sahte olsaydı öyle olurdu. Değiller. Bazı şeylerin zaten belli olduğu konusunda (okul, uyku, güvenlik) dürüstsünüz ve geri kalan konularda çocuğunuza gerçek bir kontrol veriyorsunuz. Yetişkinler de böyle yaşar: Çoğumuz işe gidip gitmemeyi seçemeyiz ama oraya nasıl gideceğimizi seçmek hoşumuza gider.
"Çocuğum hep benim sunmadığım seçeneği istiyor." Bazı çocuklar bunu sınar. Nazikçe kabul edebilirsiniz, "Karda şortla çıkabilmeyi isterdin," sonra iki seçeneği tekrarlayın. Takılırsa onun yerine seçin. Birkaç gün sakince arkasında durduğunuzda çoğu çocuk seçmeye başlar.
"Sabahları seçenek sunacak vaktim yok." Seçenek sunmak yaklaşık dört saniye sürer. Ayakkabı yüzünden çıkan bir inatlaşma on beş dakika sürebilir. İşinizi kolaylaştıracaksa seçenekleri bir gece önceden hazırlayın: iki kıyafet, tezgâhta iki kahvaltılık.
Sık yapılan hatalar
- Çok fazla seçenek. "Bugün ne giymek istersin?" bütün dolabı açar ve tartışmaya davetiye çıkarır. Küçük çocuklar için iki seçenek yeter; en fazla üç.
- Uymayacağınız bir seçenek sunmak. "Park mı, kütüphane mi?" diye sorup cevabını geçersiz kılarsanız, ona seçimlerin gerçek olmadığını öğretirsiniz. Sadece kabul edebileceğiniz şeyleri sunun.
- Seçenekleri örtülü tehdit olarak kullanmak. "Ya odanı toplarsın ya da bir hafta telefon yok" bir seçim değil, bir ültimatomdur. Gerçek seçim, kabul edilebilir iki sonuç arasındadır.
Tek cümleyle
Hedef sabit ama yolu seçmek ona kaldığında çocuklar genellikle iş birliği yapar, çünkü kendilerine söylenmeden "evet" deme fırsatı bulmuşlardır.
Kaynaklar
- Ryan, R. M. ve Deci, E. L., "Self-Determination Theory and the Facilitation of Intrinsic Motivation, Social Development, and Well-Being" (American Psychologist, 2000)
- Patall, E. A., Cooper, H. ve Robinson, J. C., "The Effects of Choice on Intrinsic Motivation and Related Outcomes: A Meta-Analysis of Research Findings" (Psychological Bulletin, 2008)
- Faber, A. ve Mazlish, E., "How to Talk So Kids Will Listen and Listen So Kids Will Talk" (kitap, 1980)