ParentAI
‹ 30 günün tümü

30 günün 2. günü · 1. Hafta · Bağ kurmak

Gördüğünüzü Söyleyin, Övgünüz Yerini Bulsun

6 dk okuma

"Aferin." "Akıllı kız." "Harikasın!" Çoğumuz bunları günde onlarca kez, çoğu zaman başımızı kaldırmadan söyleriz. Sevgiden gelir ve küçük dozlarda zararı da yoktur. Ama çocuklar bu sözlerin arka plan gürültüsü olduğunu çabucak öğrenir; ayakkabısını giydiğinde de, bir resmi bitirdiğinde de aynı "aferin" gelir. Bazıları yaptığı her şey için "Güzel olmuş mu?" diye sormaya başlar. Övgünün yerini bulması için basit bir değişiklik yeterli ve bir anlık dikkat dışında hiçbir şeye mal olmuyor.

Neden önemli

Övgü, çocuğa bilgi verdiğinde en iyi sonucu verir. "Sen çok zekisin" gibi genel bir hüküm, çocuğa onu nasıl değerlendirdiğinizi söyler ama neyin önemli olduğunu söylemez. "Teslim etmeden önce bütün cevaplarını kontrol ettin" gibi bir betimleme ise hangi davranışın işe yaradığını tam olarak gösterir; çocuk da onu tekrarlayabilir. Aralarında Jennifer Henderlong ve Mark Lepper'ın da bulunduğu araştırmacılar, övgü üzerine onlarca yıllık çalışmaları incelediklerinde şu sonuca vardı: Övgü içten, somut ve çocuğun kontrol edebildiği şeylere odaklı olduğunda motivasyonu destekler; belirsiz, abartılı ya da değişmez özelliklere yönelik olduğunda ise zayıflatabilir.

Melissa Kamins ve Carol Dweck'in çalışmaları, kişiliği övülen küçük çocukların ("sen iyi bir kızsın") sonradan bir hata yaptıklarında, yaklaşımı övülen çocuklara ("bunu yapmanın güzel bir yolunu buldun") göre kendilerini daha değersiz hissettiğini ve daha kolay pes ettiğini gösterdi. Eddie Brummelman'ın yürüttüğü başka bir araştırma da abartılı övgünün ("bu inanılmaz güzel olmuş!") kendine zaten güvenmeyen çocuklarda ters tepebileceğini buldu: Bu çocuklar çıtanın altında kalmamak için yeni zorluklardan kaçınmaya başladı.

Betimleyici övgünün daha sessiz bir etkisi de var: Çocuğunuza onu gerçekten izlediğinizi gösterir. Herkesin koşturduğu bir evde doğru ve ayrıntılı fark edilmek, başlı başına bir sevgi biçimidir.

Bugün deneyin

  1. Çocuğu değil, yaptığını anlatın. "Ne kadar düzenlisin" yerine "Bütün arabaları kutuya koyup yatağın altına ittin" deyin. Övgüyü olgular yapsın; sonucu çocuğunuz kendisi çıkarır: "Ben toparlayabilen biriyim."
  2. Çabayı ya da yöntemi adlandırın. "O sayfayı yavaş okudun, anlamadığın yerde geri döndün" demek, "Süper okuyucusun"dan çok daha işe yarar. Sayfa bir dahaki sefere zor geldiğinde tekrarlayabileceği bir şeyi gösterir.
  3. Sadece büyük başarıları değil, gündelik olanı fark edin. Genelde kimsenin söz etmediği küçük şeyleri yakalayın: "Ben telefondayken giyindin, çoraplarını da unutmadın." Çocuklar fark edilen davranışı daha çok yapma eğilimindedir.
  4. Uygun düştüğünde tek kelimeyle özetleyin. Anlattıktan sonra bir özelliğin adını koyabilirsiniz: "Çok istediğin hâlde ilk sırayı kardeşine verdin. Bu cömertlik." Betimleme, o kelimeyi inandırıcı kılar.
  5. Onun görüşünü sorun. Bir resme ya da okul ödevine not vermeden önce onu davet edin: "Bana şu kısmı anlatır mısın? Renklere nasıl karar verdin?" Onun kendi gururu, sizin hükmünüzden daha önemlidir.
  6. Sesiniz doğal kalsın. Coşkulu, yüksek bir ton gerekmiyor. Sakin ve yalın bir "Bunun için ne kadar uğraştığını gördüm", çoğu zaman bir çığlıktan daha fazla ağırlık taşır.

Pratikte nasıl görünür

Zeynep iki çocuğunu tek başına büyütüyor. Salı akşamı duştan çıktığında on yaşındaki Emir'in, dört yaşındaki kardeşi Ada'nın yapbozunu bitirmesine yardım ettiğini ve kimse söylemeden sofrayı kurduğunu görüyor.

Normalde "Canım benim, sen bir tanesin" derdi. Bu kez durup şöyle diyor: "Ada'nın yanına oturmuşsun, yavaş olsa da parçaları kendi bulmasına izin vermişsin. Bir de çatalları, su bardaklarını koymuşsun." Emir omuz silkiyor, havalı görünmeye çalışıyor. "Gökyüzü parçasını sürekli çimenlere koyuyordu." Zeynep gülüyor. "Sen de elinden almamışsın. Bu sabır ister." Geride kalmak istemeyen Ada bir parçayı havaya kaldırıyor: "İneği ben yaptım!" "İneği sen yaptın, oturana kadar da çevirdin durdun," diyor Zeynep.

Emir sevinçten zıplamıyor. Ama ertesi akşam, annesi bir şey demeden yine yapboz masasında. Zeynep'in sözleri ona neye değer verdiğini açıkça söyledi: kardeşine karşı sabrı ve evdeki sessiz yardımı. Emir'e, sahiplenmeye değer bir benlik resmi sundu.

Yaşa göre

Zorlandığınızda

"Yapay geliyor, ezber okuyormuş gibiyim." İlk bir iki hafta öyle gelecek; her yeni konuşma biçimi böyledir. Günde sadece üç betimleyici cümleyle başlayın, gerisi olduğu gibi kalsın. Kısa sürede eskiden gözünüzden kaçan ayrıntıları fark ettiğinizi görecek, kelimelerin kendiliğinden geldiğini hissedeceksiniz.

"Yani artık hiç 'aferin' demeyecek miyim?" Elbette diyeceksiniz. Kendiliğinden gelen sıcaklık çocuklara iyi gelir. Amaç her kelimeyi denetlemek değil, konuşmalarınıza daha fazla somut gözlem eklemek. Okul gösterisinden sonra bir sarılma ve bir "aferin" gayet yerinde; ertesi gün şunu ekleyebilirsiniz: "Sesin en arka sıraya kadar duyuluyordu."

"Çocuğum artık her şeyi övülmek için yapıyor." Betimleyici övgü burada genellikle işe yarar, çünkü odağı sizin onayınızdan davranışın kendisine kaydırır. Yavaş yavaş değerlendirmeyi ona geri verebilirsiniz: "Maketin tamamını bitirdin. Sen nasıl buluyorsun?" Zamanla çocuğunuz işini kendi ölçüsüyle değerlendirmeye başlar.

Sık yapılan hatalar

Tek cümleyle

Çocuğunuzun tam olarak ne yaptığını anlattığınızda, ona hem fark ettiğinizin kanıtını hem de olmaya devam edebileceği kişinin net bir resmini verirsiniz.

Kaynaklar

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi veya psikolojik tavsiye yerine geçmez. Çocuğunuz için endişeleniyorsanız bir doktora ya da uzmana danışın.