ParentAI
‹ 30 günün tümü

30 günün 14. günü · 2. Hafta · Duygular

Duygular İçin Bir Kelime Hazinesi

6 dk okuma

Çoğu çocuğa nasıl hissettiğini sorduğunuzda üç cevaptan birini alırsınız: iyi, kötü ya da idare eder. Çarpılan bir kapı, asıl hikâye kıskançlık, rezil olmak ya da düpedüz yorgunluk olsa bile "sinirli" rafına kaldırılır. Bu bir karakter kusuru değil, bir kelime eksikliği. İçindeki havayı anlatmak için elinde birkaç kelimeden fazlası olmayan bir çocuk, geri kalanını bedeniyle söylemek zorunda kalır; bu da genellikle bağırmak, surat asmak ya da vurmak demektir. Kelimeler ona başka bir çıkış yolu açar.

Neden önemli

Psikologlar, duygular arasında ince ayrımlar yapabilme becerisine "duygusal ayrışma" (emotional granularity) der: gerginlikle korkuyu, canı sıkılmakla ihanete uğramış hissetmeyi birbirinden ayırabilmek. Lisa Feldman Barrett, Todd Kashdan ve arkadaşlarının araştırmaları, bu ayrımları yapabilen insanların stresle daha iyi baş ettiğini gösteriyor. Üzgünken etrafa saldırma ihtimalleri daha düşük, soruna gerçekten uyan bir tepki seçme ihtimalleri daha yüksek. "Kötü" değil de yalnız hissettiğinizi bilirseniz, kavga çıkarmak yerine bir arkadaşınızı ararsınız.

Adlandırmanın kendisinde de sakinleştirici bir etki var. Matthew Lieberman'ın yürüttüğü beyin görüntüleme çalışmaları, bir duyguyu sadece kelimeye dökmenin bile beynin alarm merkezi olan amigdaladaki etkinliği azalttığını buldu. Çocuklar bunu sahip olmadıkları kelimelerle yapamaz. Onlara verdiğiniz her net kelime, alarm çaldığında uzanabilecekleri yeni bir araçtır.

Duygu kelimeleri de diğer kelimeler gibi öğrenilir: Önemsenen insanların ağzından, bağlamı içinde, tekrar tekrar duyarak. John Gottman'ın "duygu koçluğu" üzerine araştırması, anne babası duyguları geçiştirmek yerine fark edip adlandıran çocukların daha iyi arkadaşlıklar kurduğunu ve daha az davranış sorunu yaşadığını gösterdi. Bunun için bir müfredata ihtiyacınız yok. Duygular hakkında biraz daha sık ve biraz daha net konuşmanız yeterli.

Bugün deneyin

  1. Düzeltmeyin, daha iyi bir kelime önerin. Çocuğunuz "Kızgınım" dediğinde tartışmanıza gerek yok. Seçenek sunun: "Biri haksızlık yaptığı için mi kızgınsın, yoksa bir şey istediğin gibi gitmediği için hayal kırıklığı mı?" Seçimi ona bırakın. Bazen sizin hiç söylemediğiniz bir kelimeyi seçecek; bu daha da iyi.
  2. Kendi duygularınızı anlatın. Çocuklar en çok, yetişkinlerin kendileri hakkında duygu kelimeleri kullandığını duyarak öğrenir. "Geç kaldık, anahtarı da bulamıyorum, çok telaşlandım." "Babaannenin uçağı sağ salim indi, içim rahatladı." Kısa ve sakin tutun; amaç dert yanmak değil, örnek olmak.
  3. Hikâyeleri bir duygu laboratuvarına çevirin. Birlikte kitap okurken ya da dizi izlerken durup bir karakteri merak edin: "Kimse onu takıma seçmeyince ne hissetti sence? Dışlanmış mı? Utanmış mı? İkisi birden mi?" Bir karakterin duygularını konuşmak, kendi duygularını konuşmaktan daha güvenlidir; özellikle büyük çocuklar için.
  4. Kelimeleri şiddetine göre çoğaltın. Pek çok duygunun dereceleri vardır. Canı sıkkın, sinirli, öfkeden kudurmuş. Tedirgin, endişeli, dehşete düşmüş. Memnun, mutlu, havalara uçan. "Canın mı sıkıldı, yoksa öfkeden deliye mi döndün?" diye sorun. Bu, duyguların yükselip alçaldığını fark etmelerine yardım eder ve onları daha az korkutucu kılar.
  5. Karışık duygulara izin verin. "Yeni okul için hem heyecanlı olabilirsin hem de arkadaşlarından ayrıldığın için üzgün." Pek çok çocuk tek bir duygu seçmesi gerektiğini düşünür ve iki duygu farklı yönlere çektiğinde kafası karışır. Karışımı adlandırmak rahatlatır.
  6. Bunu bir akşam alışkanlığı yapın. Akşam yemeğinde ya da yatarken herkes günden bir duyguyu ve sebebini paylaşsın. İlk söz anne babanın olsun; her zaman da derli toplu duygularla değil.

Pratikte nasıl görünür

Sekiz yaşındaki Emir bir doğum günü partisinden çıkıp dedesinin arabasına biniyor ve ön koltuğun arkasını tekmeliyor. "Hayatımın en kötü partisiydi. Çok sinirliyim." Her cumartesi onu alan dedesi "Saçmalama" demiyor. Yavaşça yola çıkıyor ve soruyor: "Sinirli, demek. Biri hile yaptığı için mi, yoksa canını yakan bir şey mi oldu?"

Emir bir süre susuyor. "Bayrak yarışı için herkes seçildi, bir ben seçilmedim." "Hıı," diyor dedesi. "Bu dışlanmışlık gibi geldi bana. Herkes de bakıyordu, belki biraz da utandın." Emir camdan dışarı bakıyor. "Utandım," diyor. "Bir de dışlandım. En çok dışlandım." Dedesi başını sallıyor. "Bilirim o duyguyu. Bir partide yaşanacak en kötü şey." Emir koltuğu tekmelemeyi bırakıyor.

Hiçbir şey çözülmedi; yarış takımı yine aynı takım. Ama Emir'in artık olanlar için daha doğru bir adı var ve "dışlandım" üzerine konuşmak, "en kötü parti"den çok daha kolay. Eve vardıklarında, gelecek hafta çocuklardan birini eve çağırıp çağıramayacağını soruyor. Doğru kelime onu doğru çözüme götürdü.

Yaşa göre

Zorlandığınızda

"Çocuğum sadece 'Bilmiyorum' diyor." Çoğu zaman gerçekten henüz bilmiyordur ve bu işin önemi de tam olarak buradan gelir. Açık uçlu sorular yerine iki üç seçenek sunun ve seçmesine izin verin. Seçmek, sıfırdan kelime bulmaktan çok daha kolaydır; zamanla seçmek, adlandırmaya dönüşür.

"Bu fazla didiklemek gibi geliyor." Terapi seansı yürütmüyorsunuz. Gündelik anlara doğal biçimde serpiştirilmiş birkaç net kelime yeterli. Çoğu zaman sıradan bir sohbet gibi duyulur; sadece içindeki kelimeler biraz daha isabetlidir.

"Duygular konuşulmayan bir evde büyüdüm, benim de kelimelerim yok." Pek çok yetişkin aynı durumda ve siz çocuğunuzla birlikte öğreniyorsunuz. Kendiniz için buzdolabına kısa bir duygu kelimeleri listesi asın. Sizin de öğrenmek için çaba gösterdiğinizi görmek çocuğunuza iyi gelecek.

Sık yapılan hatalar

Tek cümleyle

Çocuğunuza verdiğiniz her net duygu kelimesi, sakinleşmek, yardım istemek ve çevresindeki insanları anlamak için kullanabileceği bir araçtır.

Kaynaklar

Bu makale genel bilgilendirme amaçlıdır; tıbbi veya psikolojik tavsiye yerine geçmez. Çocuğunuz için endişeleniyorsanız bir doktora ya da uzmana danışın.